NİKAİA ANTİK KENTİ VE İZNİK KONSİLİ
NİKAİA ANTİK KENTİ VE İZNİK KONSİLİ
NİKAİA ANTİK KENTİ VE İZNİK KONSİLİ
Bursa İznik'de bulunan Nikeia Antik Kenti İlkçağ döneminde kurulmuştur ve İ.Ö. 4. yüzyılda yıkılmış bir kenttir.İsmini Lysimakho'un eşinden almıştır fakat Roma döneminde Hellenleşmiş halkı bu ismi tanrılara bağlamıştır.Burada bulunan su yolları, kent surları, tiyatro ve kiliseler o dönemin sosyal, dinsel ve kültürel özelliklerini yansıtmışlardır. Bu antik kentin halkı, Bithynia havarilerinden biri olan Petrus'un çabaları sonucunda Hristiyanlığı kabul etmişlerdir.
"Teslis (Üçlü Allah inancı) dogması ve Hz. İsa'nın Baba ile "aynı cevherden" olduğu dogmasını zorla kabul ettirerek imparatorluğuna ideolojik bir birlik kazandırmak için İmparator Konstantin'in emriyle 325'te toplanan İznik Konsili, bu dogmaları kabul etmemekle suçlanan İskenderiye rahibi Arius'u mahkûm ederek Hıristiyan âlemini böler."
Roger Garaudy, Endülüs'te İslam
"İzik Konsili, Roma İmparatoru Konstantin tarafından toplanır.
İsa'nın Tanrısallığı 3'e 217 oy çoğunluğuyla resmi bir dogma haline getirilir."
Tarihteki En Büyük Sırrın Açığa Çıkışı, Michael Baigent
"İznik konsili: Hristiyanlık tarihinde ilk Ekünemik konsildir. Hristiyanlığın çoğu doktrininin oluşturduğu ve onayladığı bir konsildir ve 325 yılında İznik kentinde düzenlenmiştir."
Hoşgörü Üzerine İnceleme, Voltaire
"Nicaea (İznik) Konsili, 20 Mayıs 325'te, günümüzde Türkiye'nin Bursa şehri yakınlarında bulunan Nikea kasabasında gerçekleştirildi. Konstantin, konsilin açılışını bizzat kendisi yaptı ve aylarca süren görüşmelerden sonra anlaşmazlık oylama yoluyla çözüldü."
İlk Bahar, Wadah Khanfar
"Nikaia (İznik) Konsili, İsa'nın aynı zamanda hem Tanrı hem insan olduğunu ortaya koymuştu. Bundan sonra, artık, tartışma, bu iki niteliğin İsa'nın kişiliğindeki birleşme tarzı üzerinde olacaktı."
Bizans Tarihi, Paul Lemerle
Tarihi bir çok kaynakta da beliirtildiği üzere İznik konsili Hıristiyanlık açısından önem taşımaktadır dolayısıyla, İznik'in tarihi önemi ile birlikte dini, sanatsal, dini nimari gibi bir çok açıdan kıymeti aşikardır.
Birinci İznik Konsili, MS 325 yılında İmparator I. Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu topraklarında Hristiyanlığın içerisinde tartışılan bazı konuları netleştirmek amacı ile toplanmıştır. İznik Konsili'nin ana konusu İsa'nın gerçek Tanrı olup olmaması idi.
Hristiyanlığın En Önemli 3 Şehrinden Biri İzniktir. çünkü burası, Hristiyanlığın ilk ekümenik (evrensel) konsilinin toplandığı yer. Yani başka bir deyişle, MS 325 yılında, tüm dünyadan 228 piskoposun katıldığı ve Hristiyanlık dininin temel ilkelerinin tartışılıp, karara bağlandığı yerdir.İznik Bizanslılar için önemlidir. İznik, 57 yıl boyunca başkenti Latin İşgali altında olan Bizans imparatorluğu'nun yönetim merkezi oldu. Bu dönemde surlarda önemli onarımlara girişildi ve surların önüne bir ön duvar (ön sur) inşa edilerek şehrin korunması güçlendirildi. İznik şehri Türk tarihi açısından da önemlidir Anadolu'daki İlk Türk Başkenti.
Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldığında Nicaea, yani eski adı ile İznik, Doğu Roma tarafında kalıyor. Selçuklular'a kadar Bizans hakimiyetinde kalan Nicaea, Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın şehri fethetmesi üzerine Selçuklu Devleti'nin başkenti olur.
Nikaia Antik Kenti, Bursa-İznik'de mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelir. İlk çağlarda kurulmuş ve zamanla birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Şehrin inşaatın ilk yıllarında Bithynia Krallığı'nın başkenti olduğu bilinmektedir. Daha sonra Romalılar için önemli bir merkez olarak kullanılmıştır.
Bursa’ya 85 kilometre uzaklıkta bulunan İznik, kendi adıyla anılan gölün doğu kıyısındadır. M.Ö 4. Yüzyılda İskender’in komutanlarından Antigones’in bölgede hakimiyet kurup bölgeyi ele geçirmesiyle, kendi isminden de yola çıkarak “ Antigonia” adını kente vermiştir. Büyük İskender’in valilerinden biri olan Lysimakhos, Antigones ile girdiği savaş sonunda zaferle ayrılmış ve kente hakim olmuştur. Kenti himayesine alan Lysimakhos, eşinin isminden (Nike) esinlenerek kentin adını “Nikaia” olarak değiştirmiştir. Helenistik kültürün etkisi azalınca Bithinya krallığının hakimiyetine girmiştir. Bithinya kralı Nicomedes’in vasiyeti üzerine Roma idaresine geçen şehir, 123 yılında şiddetli depreme maruz kalmış ve harabeye dönmüştür. Roma imparatoru Hadrianus tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bundan dolayı da Hadrianus şehrin iki kurucusundan biri olarak bilinmektedir.
"Teslis (Üçlü Allah inancı) dogması ve Hz. İsa'nın Baba ile "aynı cevherden" olduğu dogmasını zorla kabul ettirerek imparatorluğuna ideolojik bir birlik kazandırmak için İmparator Konstantin'in emriyle 325'te toplanan İznik Konsili, bu dogmaları kabul etmemekle suçlanan İskenderiye rahibi Arius'u mahkûm ederek Hıristiyan âlemini böler."
Roger Garaudy, Endülüs'te İslam
NİCEAEA ANTİK KENTİ
Nicaea nam-ı diğer İznik’e ilk girdiğinizde sizleri surlar karşılamaktadır. Bu surlar adayı 5 kilometre uzunluğunda çevrelemektedir ve yükseklikleri 13 metreye kadar çıkmaktadır. Anadolu’nun görmüş olduğu en iyi savunma surlarından olan savaş ve doğal afetlerden dolayı sık sık tadilat gören surlara 114 burç eşlik etmektedir. Surlarla çevrili olan şehrin 4 kapısı mevcuttur. Birincisi İstanbul yolu istikametinde olan ve adını bu yoldan alan İstanbul kapısıdır. Yapı itibariyle ihtişamlı bir kapı olan İstanbul kapısı, her iki tarafında bulunan insan yüzlerine ait heykeller kapıyı daha çok görsel hale getiriyor. Bu insan yüzlerine ait heykeller savaş zamanında Tiyatro sahnesinden getirilerek surların yükseltilmesi için konulduğu söylenmektedir. Bu yüzdendir ki bu kapı savaşlarda önemli bir stratejik konuma sahipti. İkinci kapı ise şehrin güney yakasında bulunan Yenişehir kapısıdır. İstanbul kapısıyla birlikte savaşlarda en büyük darbeyi alan kapılardan biridir. Roma döneminde yapılmıştır. Surların ayakta kalan kapılardan biri de Bilecik’in Osmaneli ilçesine açılan Osmaneli kapısıdır. Eski kaynaklara göre Osmaneli’nin kelime anlamı Lefke olduğu söylenmektedir. İstanbul kapısıyla benzer özellik göstermektedir ve İstanbul kapısıyla aynı zamanda yapıldığı düşünülmektedir. Dördüncü ve son kapısı Göl kapısıdır. Günümüzde tamamen yıkık durumda bulunan bu kapı, Osmanlı egemenliğine girmeden önce göl bağlantısı olduğu için şehrin önemli ve stratejik kapısı olduğu düşünülmektedir. Savaş zamanında bu kapıdan birçok kez yardım alındığı söylenmektedir.
İznik şehri inşa edilirken çoğu doğal yapı taşlarını Delikli Taş ocağından karşılamaktaydı. Özellikle Roma döneminde hemen hemen tüm yapı taşlarını bu ocakta işlenip kullanıldığı bilinmektedir. Delikli Taş ocağını o kadar benimsemişler ki kendilerini koruyacağı düşüncesiyle Herakles’i kaya üzerine işlemişlerdir. Bu kabartma günümüze kadar ulaşmış olsa da her geçen gün yok olma tehdidi altındadır.
Tiyatro, 85 metre uzunluğa 55 metre genişliğe sahiptir ve 15 bin kişiliktir. Tiyatro bulunmadan önce ilginç bir hikayesi var, oda şudur; yapılan ilk kazı çalışmalarında çıkan yapıların bir su deposu olduğu daha sonra hapishane olarak kullanıldığı düşülmüş kazılar devam ettikçe saray olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, ilerleyen kazı çalışmalarıyla birlikte tiyatronun olduğu anlaşılmıştır. Birçok savaş gören İznik, surların yükseltilmesi için tiyatrodaki sahne taşları kullanılmış. İstanbul kapıdaki insan suretlerine ait heykeller ise buradaki sahne binasından geldiği ve savunma amaçlı kullanıldığı söylenmektedir. Günümüzde tiyatronun bulunduğu yerde birçok taş yapı var ama maalesef ziyarete açık değil.
Şehir merkezinde ayakta duran ender yapılar arasında biride 850 yıl Kilise, 650 yıl Camii olarak kullanılmış Ayasofya Cami’sidir. Hristiyan alemi için çok önemli bir yere sahiptir. Sebebi ise 7.Konsilin burada yapılmış olmasıdır. Konsili bilmeyenler için açıklamak gerekirse; tüm Hristiyan aleminin bir araya geldiği ve önemli dini konuların konuşulup tartışıldığı bir toplantıdır. Bazilika şeklinde inşa edilen yapı Bizans dönemine ait fresko mozaik parçaları bulunmaktadır. Yapının içinde İsa, Meryem ve Yahya ait resimler, konsil ve konsilin önünde kutsal emanet sandığının konduğu yer ve birde lahit bulunmaktadır. Lahitin bulunduğu oda da 4 melek olan İsrafil, Mikail, Cebrail ve Azrail’in duvarda kanatları açık bir şekilde çizilmiş resimleri bulunmaktadır. Günümüzde bu meleklerden sadece birine ait duvarda resmi kalmıştır. Bu saydığımız dört meleğe ait Azrail; İmparatorların ölümlerine, Mikail; düşman saldırılarını, Cebrail ve Mikail ise olacak olayları haber ediyormuş. Bir inanışa göre de bu melekler tabutun koruyuculuğunu üstlenerek, tabuta dokunulmasına izin vermiyorlarmış. 1331 yılında savaşmadan bu güzelim şehri Orhangazi almış ve Ayasofya’yı Cami’ye dönüştürmüştür. 1566 yılında da Kanuni Sultan Süleyman emriyle restore edilerek, bir mihraba ve bir de minareye sahip olmuştur. Mihrap ve minarenin yapımı ise büyük üstat Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.
Kentin kuzeyinde, bağlar arasında yükselen Beştaş, Nişantaşı ve Dikilitaş adlarıyla bilinen mezar anıtı, eski Roma yoluyla kesişmektedir. 12 metre yükseklikte olan anıt, birbiri üzerine oturtulmuş 5 beyaz mermer parçasından oluşmaktadır. Üzerindeki kitabe, Yunanca yazılı olup, anıtın toprağa gömülü alt bölümünde de mezar anıtı bulunmaktadır.
#arthistorian #gökçensalihaünal #iznik #Nicaea #iznikkonsili #ayasofya
Tarih: 14-06-2025